Etiket Arşivi: alan

Bağlamsız Yazılar-3 ya da 2… (Saymadım işte!)

7 May

Nasıl yalan atar bir insan anlamıyorum… Reklamlara bakıyorum, buzdolabından t-shirt ile çıkan adam mı ararsın, bir damla bulaşık deterjanı ile dünya kadar bulaşık yıkayan mı ararsın… ne ararsan var… Sonra insanlar neden sallıyor… Sallayacaklar tabii. “Ben bir gün şurada ******* …”  ile başlayan cümlelerden sıkılmayın boşuna. Böyle ve öyle işte…

Kahve içmek dediğimiz şey ne kadar güzel. Tükettiğin sıvıya karşılık konuşmak için alan veriyor sana. “Bak, bir yerin var” demek oluyor…Kahve içmek bir bahanedir, ama aynı zamanda bir alandır kişi ya da kişiler için… O yüzden nasıl bir kahve içtiğin değildir önemli olan, kiminle ya da kimlerle içtiğin başka bir mevzudur… Kahvenin verdiği keyif buradadır… O kahve reklamları da yalandır efenim…

El yazısının şekli bazen neden değişir? Ne kadar yazmak istediğimizle ilgili olabilir mi? Mesela yeni alınmış not defterine/deftere yazılan ilk yazı genelde güzel olandır. Hatta kalemi sıkı sıkı tutan parmaklar kızarırken, dil birazcık dışarı çıkar dudakların arasından, kafanın hafif yana yatması ve harflerin kağıda dökülmesi bu güzel sahneyi tamamlar. Evet bazı anlar bok gibi yazarız yine aynı not defterine/deftere… Bu gereksiz bir gözlemdir. Tıpkı bu paragrafın kendisi gibi…

Salata yaparken, bir şeylerin kabuklarını soymaya üşenmek bir insanın karşılaşabileceği en kasvetli duygudur. Çok karmaşık bir ruh hali, kişinin kendisi için inanılmaz bir hesaplaşma anıdır. Salatanın yağını ve tuzunu ayarlamak ise dünyayı kurtarmak, son saniye basketi atmak gibi gibi bir keyif verir insana… Nedense salata, yapımında çok fazla duygu barındıran estetik bir şeydir… Ona göre…

Dünyanın en yüksek yeri ne kadar acayip bir yer. Hani gidip oturmak ve o manzarada bir şeyler içmek istesen… donarsın. Sen donarsın, götün donar, içmek istediğin o şey donar. Bir tek manzara donmaz… Bu yüzden orada oturmak bambaşka bir  şeydir ve insanlar oraya gitmeye çalışır. Yoksa ne kadar anlamsız bir yer…

İnsan kendisi için özel olan başka insanları, özel bir yerlere götürür. “Burası benim özel yerim işte…” diyebilmek için yaptığını zannetmiyorum. Tabii çok bilmiş okur diyecek ki, “Lan özel hissettirmeye çalışıyor işte karşısındakini…” Madem öyle neden bunu söylemiyor? İşte garip garip işler… Oysa… Kaldırım özel, banka kuyruğu özel, otobüs durağı özel, kokoreç yediğin yer özel… ya da hiç bir yer özel değil. Kamusal alanda artistlik yapma boşuna… Evin özel işte, tuvaletin özel, tuvalette okuduğun dergi özel…

Yolculuk öncesi heyecan değişken oluyor hep. Ama hep bir şeyler oluyor orada. Bunun sebebi otobüslerde dağıtılan kekler olabilir mi? Sana olamayacağını düşündürten şey, gereksiz bir şey…

Tamam hadi bitti…

Bu… Bu… Nedir Bu?

3 May

Karışık olmak ya da karmaşık olmak çok karizmatik bir şeydir. Biraz gizli saklılık katarsanız daha da güzel olur. İnsan dediğimiz omurgalı bunu bir süredir biliyor. Uyguluyor… Ama bunu yapan insan, şu noktayı kaçırıyor. Zaman zaman ve muntazaman -selamlar hocam- bu düşünceyi başka insanlar da kafalarında çevirir. Kim bilir belki bir zamanlar uygulamışlardır bile…

Bu yüzden tasarlanmış her hareket, daha önce bir yerlerde tasarlanmış olacağından… kimi insanlar için bu durum “heh” havası uyandırır. Bu durumun insanın dünya üzerinde geçirdiği süre ile çok alakası vardır. Sadece bu kadar da değil tabii… Her şeyi bu deneyime bağlarsak olmaz. Ama düşünen omurgalı bir süre sonra -bu durumu deneyimlerken- öğrenir. Öğrendikten sonra zaten “heh” havasını yakalar. Kişinin kendisinden öte bir şey olmaya çalışması gereksiz hatta bokum gibi bir şeydir. Evet bokum gereksiz değildir…

Bir süredir takip ettiğim bir anime serisi var. Bitirmek üzereyim. Asıl oğlan, her karşılaşmasında karşısında duran insanın düşüncelerini ve hislerini okur. Bu aslında her şeyi etkileyen iki önemli unsurdur. Düşünmek ve hissetmek… Neyse efenim böyle bir şey olmayabilir…

Bu seride kahramanımız, ustasından bir son hareket öğrenir. Bu son hareketi yapabilmek için bir kaç ön koşul vardır. -his ile alakalı bir kaç durum işte- Gün gelir, bu hareketi uygulamak zorunda kalır… Ancak rakibi bu hareketi karşılar… Fakat ustasının söylemediği bir şey daha vardır. Bu hareketin hemen ardından gelen bambaşka bir hareket daha vardır. Neredeyse kendi kendine gerçekleşir ve olan olur… şimdi ben bunu neden anlattım lan?

Evet, bir takım şeyler oluruz. Kendimizden öte… İşte bu ötedeki, öteki şeylerin bir takım etkilerini kullanırız. Ama tüm bunların bir adım sonrası da neden olmasın… olmasın olmasın…

Gün gelir o takındığımız şey bir takım yan etkiler oluşturabilir… o yüzden en iyisi insan olmaktır. Karışık ve karmaşık hatta biraz gizemli olmak karizmatiktir. Ben blog okumak istiyorum arkadaşım… Sınıfsal mücadeleye sosyal medya üzerinden mi devam edeceğiz…

Alan, Özgürlük gibi Şeyler…

7 Nis

İnsanların alanlarının daraltılmasını sevmem.. hele biri bunu benim için düşünerek yapıyorsa pek uygunsuz bir davranış olarak görürüm bunu.. uyuz olurum içten içe, sonra yavaş yavaş o daraltılan yerden çekilir, kendimi uçsuz bucaksız bozkırlara atarım…

Nedendir bilinmez, özgürlük kavramı ya “at” ile ya da “bulutlar” ile özdeşleştirilir.. Belki de bunu sadece bir takım insanlar yapar.. -ben de yapmışımdır… ne olacak lan!-

Az önce düşünürken uçsuz bucaksız bozkırları ya da ovaları… çok saçma geldi.. Ben öyle özgürlüğün, afedersin götüne koyayım… Özgür olma hali, durumu neyse böyle bir şey değildir diye geçirdim içimden…

Özgürlük dediğin şey, bağlı olmama durumu olabilir mi sadece? Belki de istediğinde bağlı olabilmek.. Neyse kavramın kendisi ile çok oynamayalım. Mevzumuzun kendisi kavramı tanımlamak değil…

İnsanların sahip oldukları alanı kullanmalarına engel olmamak ve hatta gerekirse alan açmak demek üzereydim… Bunu yapmadan olmaz. Kişi kendini ifade etmiyorsa, ne önemi var o kişinin ya da o kişinin etrafında bulunup o kişiye bakanların.. -Bir önemi vardır mutlaka ama o önem, bu önem.. önem önem.. işte bu cümle kadardır önem.-

Bu yazının kendisi gibi bir şey oluyor hep bu konuştuklarım… hepsi yarım hepsi bir öyle böyle…

*he lan birde kuş var… özgürlük dediğimizde.. hayvan hayvan konuşuyoruz işte böyle hep..

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.