Etiket Arşivi: bakmak

Sen Bilirsin ama Ben Öyle Demedim…

5 May

Sarılıp sarmalanıyoruz… Her geçen gün biraz daha koyu biraz daha kalın…

Fark edilmiyor mu? Hayır herkes biliyor… Bu duvarlardan kurtulmanın hayalini kuramıyoruz ki, dur diyelim. Dur de! ama neye, peki kime… Hayalini kuramıyoruz işte…

İtirafları kendimize, yalanları etrafımızdakilere… Fütursuzca, hiç sıkılmadan. Doğru değil, bunu hepimiz biliyoruz ama doğru olanını hiç görmedik ki… Doğrusu nedir bilmiyoruz bile…

Böyle olmamalı dememek için sebepler üretiyoruz… görmemezlikten gelmek için bir sebep yokken bile böyle oldu işte demekten çekinmiyoruz. Hayatı bir ufak merak için kurban etmektense, bir çok merakı bu boşluktaki hayatlara kurban ediyoruz…

İzliyoruz bilmediğimizi bildiğini düşündüklerimizi… Oysa bilinmeyenlerin arkasından gitmek varken, perdelerine hatta perdelerinin üzerindeki yansımalara takılıp kalıyoruz… Hiç tatmadık ki perdeyi aralamanın keyfini…

Ben bunun gibi “çok düşünüyorum, derin yazıyorum” şekillerine hastayım. o yüzden denemek ve artistlik yapmak istedim. Öyle her satırın arasına başka başka anlamlar yükleyip, tekrar ve tekrar okusun insanlar istemedim… ama istersen öyle yapabilirsin.. istediğin anlamı yükleyip, dilediğin gibi okuyabilirsin… Emin olabileceğin tek şey öyle demek istemediğim olsun… Çünkü düşündüklerini düşünerek yazmadım bunu…

Ben öylece yazdım, sen öylece okumadıysan, bu senin bileceğin iş…


Bu… Bu… Nedir Bu?

3 May

Karışık olmak ya da karmaşık olmak çok karizmatik bir şeydir. Biraz gizli saklılık katarsanız daha da güzel olur. İnsan dediğimiz omurgalı bunu bir süredir biliyor. Uyguluyor… Ama bunu yapan insan, şu noktayı kaçırıyor. Zaman zaman ve muntazaman -selamlar hocam- bu düşünceyi başka insanlar da kafalarında çevirir. Kim bilir belki bir zamanlar uygulamışlardır bile…

Bu yüzden tasarlanmış her hareket, daha önce bir yerlerde tasarlanmış olacağından… kimi insanlar için bu durum “heh” havası uyandırır. Bu durumun insanın dünya üzerinde geçirdiği süre ile çok alakası vardır. Sadece bu kadar da değil tabii… Her şeyi bu deneyime bağlarsak olmaz. Ama düşünen omurgalı bir süre sonra -bu durumu deneyimlerken- öğrenir. Öğrendikten sonra zaten “heh” havasını yakalar. Kişinin kendisinden öte bir şey olmaya çalışması gereksiz hatta bokum gibi bir şeydir. Evet bokum gereksiz değildir…

Bir süredir takip ettiğim bir anime serisi var. Bitirmek üzereyim. Asıl oğlan, her karşılaşmasında karşısında duran insanın düşüncelerini ve hislerini okur. Bu aslında her şeyi etkileyen iki önemli unsurdur. Düşünmek ve hissetmek… Neyse efenim böyle bir şey olmayabilir…

Bu seride kahramanımız, ustasından bir son hareket öğrenir. Bu son hareketi yapabilmek için bir kaç ön koşul vardır. -his ile alakalı bir kaç durum işte- Gün gelir, bu hareketi uygulamak zorunda kalır… Ancak rakibi bu hareketi karşılar… Fakat ustasının söylemediği bir şey daha vardır. Bu hareketin hemen ardından gelen bambaşka bir hareket daha vardır. Neredeyse kendi kendine gerçekleşir ve olan olur… şimdi ben bunu neden anlattım lan?

Evet, bir takım şeyler oluruz. Kendimizden öte… İşte bu ötedeki, öteki şeylerin bir takım etkilerini kullanırız. Ama tüm bunların bir adım sonrası da neden olmasın… olmasın olmasın…

Gün gelir o takındığımız şey bir takım yan etkiler oluşturabilir… o yüzden en iyisi insan olmaktır. Karışık ve karmaşık hatta biraz gizemli olmak karizmatiktir. Ben blog okumak istiyorum arkadaşım… Sınıfsal mücadeleye sosyal medya üzerinden mi devam edeceğiz…

Ben Bir Bakıp Çıkacaktım…

28 Mar

Ben hayata bunun için gelmemiştim lan! Bir bakıp çıkacaktım… Buna bile izin vermediniz…

Sonra ben de o kadar çok işe bulaştım ki, olmadı.. Gidemedim.. Okuluydu, işiydi, faturasıydı, kirasıydı derken kalakaldım buralarda… Hadi başladım, şu işi bitireyim derken, bir başkası başlıyor.. İşlerin sonu yok.. Bitmek bilmiyorlar… Ben de kaldıkça kalıyorum buralarda..

Sonra baktım ki, böyle olmayacak kalmak için sebepler aramaya başladım kendime… Herkes arıyormuş öyle sebepler meğer… Birileri buluyor, birileri kaybediyor sebeplerini… Sonra yenilerini aramakla meşgul oluyor insan… Şöyle böyle derken “haydi görüşürüz ben gidiyorum.” diyor birden ve basıp gidiyor birileri… Kimisi zamanında, kimisi zamansız…

Durumun boktan oluşunu bir kenara koydum, artık “öf” ve “pöf”lemek refleks haline gelmiş… Neyse ki son anda hatırladım, “lan ben neye bakmaya gelmiştim buraya?”

Doğru lan.. birine bakmaya gelmiştim..

* Çok kalabalık olunca zaman alıyor, zaman aldıkça unutuyorsun neye baktığını.. Sonra mal olup gidiyorsun işte...

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.